• Thursday 8 December 2022

Articles in Turkish

Çözüm planı bu şekilde inşa ediliyor

Kıbrıs sorunundaki müzakereler kamuoyunun sandığından çok daha ileridedir. Ancak özlü konularda ciddi anlaşmazlıklar var olmaya devam ediyor. Ağır ancak tutarlı bir şekilde ilerleyen diyalogun şu ana kadarki gidişatı bu şekilde değerlendiriliyor. 2009 yılında bir anlaşma ile ilgili amacın hayata geçmesi mümkündür ancak müzakerelerin zaman alması muhtemeldir.

 

‘Politis’ gazetesinin güvenilir kaynaklardan elde ettiği bilgilere göre önemsiz olmayan görüş birlikleri vardır ancak henüz kat edilecek yol vardır. En önemli olumlu gelişme, başlıklardan en önemlisi olan ve çözümün temelini oluşturan yönetim ve güç paylaşımında görüş birliğinin sağlanmasıdır.

  • Cumhurbaşkanı Hristofyas’ın, başkanlık konseyinin olması, ancak yürütme gücü ve bakanlar kuruluna sahip, başkan ve başkan yardımcısının olması yönündeki tezi kabul edildi. Başkanlık 4:2 oranında dönüşümlü olacak.
  • Merkezi hükümetin güç ve yetkilerinde anlaştılar.
  • Tıkanıklıkların aşılması mekanizmasında çözüm buldular.

Anlaşmazlık kaydedilen yer, iki toplumun temsil edilme oranında ve devletlerin uluslar arası anlaşmaları imzalama imkanındadır. Kıbrıs Rum tarafı sadece ticari ve kültürel alış-verişlerde uluslar arası anlaşmaları kabul ederken, Kıbrıs Türk tarafı daha geniş ilişkileri kabul ediyor.

 

Derogasyonlar

 

AB başlığında da görüş birlikleri vardır, çünkü birçok konu Mevzuat tarafından çözülmüştür. Ancak Kıbrıslı Türklerin çözümü birincil hukuk yapma ve derogasyonlarla ilgili temel talepleri askıdadır. Derogasyonlarda, gerek mülkiyet gerekse siyasi haklara sahip olacak nüfus oranında, Kıbrıs Türk toplumunda sağlama alınmış çoğunlukla, iki bölgeliliğin elde edilmesini kast ediyorlar.

 

Garanti altına alınmış çoğunluklar, BM’nin daha önceki bütün önerilerinde sağlama alınmıştır. Bu yüzden Türk tarafı çözümün BM parametrelerinde değil, BM’nin ‘body of work’ü’ ile bağlantılı olması konusunda ısrar etmektedir.

 

Garanti altına alınmış çoğunluklar diğer tarafça ‘kırmızıçizgi’ olarak düşünülmektedir. Bu yüzden Orams davasındaki karar, müzakerelerden ayrılma tehdidine varacak kadar, büyük bir paniğe neden oldu.

 

BM kararlarında belirlendiği üzere iki bölgeli federasyonu kabul eden Kıbrıs Rum tarafı, Kıbrıslı Türklerin kuzeyde çoğunluğa sahip olduklarını da kabul etti. Ancak bu düzenlemenin mülkiyete yansımasını kabul etmiyor. Yani Kıbrıs Türk devletinde hiç kimsenin oy kullanamayacak olması, mülkiyet haklarına da sınırlama konulması gerektiğini düşünmüyor.

 

Mülkiyet

 

Mülkiyet ile ilgili başlık doğası gereği en zor başlıktır. İki lider bu konunun çözülmesi ile ilgili kriterlerde anlaştılar: Takas, tazminat, iade, kiralama… Ancak bunların hiyerarşisinde anlaşamadılar.

  • Hristofyas söz sahibinin yasal mal sahibi olmasını istiyor.
  • Talat yasal mal sahibi ilkesini kabul ediyor ancak avantajın bugünkü kullanıcıda olmasını istiyor.

Hristofyas’ın argümanı, Kıbrıslı Rumların çoğunluğunun geri dönüşü tercih etmeyeceği ancak göçmenin kendi başına karar verme hakkına sahip olması gerektiğini yönündedir. Aksi halde, halkı çözüme zor ikna olacaktır.

 

Talat’ın bu konudaki karşı argümanı, Kıbrıslı Rumların evlerinde oturan Kıbrıslı Türklerin, otomatik olarak 35 yıl yaşadıkları evleri kaybedecekleri bir plana çok daha zor bir şekilde oy verecekleri yönündedir.

 

Karpaz

 

BM’nin teknokratlar grubu, liderlerin önünde fikir olarak koyacakları çeşitli alternatif formüller hazırlıyor. Kıbrıs Rum tarafınca uygun görülen fikir, üzerine inşaat yapılmış ya da yapılmamış mal arasındaki ayırımdır. Yasal mal sahibinin üzerine inşaat yapılmayan malda avantaja sahip olması ve bugünkü kullanıcının inşaat yapılan malda avantaja sahip olması… Üzerine inşaat yapılan malın oranı %6’dır.

 

Her ne kadar liderler bu konuyla müzakerelerin ikinci turunda ilgilenecek olsalar da, doğrudan müzakerelerde anlaşmaları beklenmemekte, bunu al ver sürecine havale etmeleri beklenmektedir. Kıbrıs Rum tarafı toprakta bazı ciddi alış verişlerin olması halinde, mülkiyette daha esnek olabileceği mesajını verdi. Söz konusu mesele ile ilgili olarak 1. Annan Planı haritası temelinde Karpaz’ın geri verilmesi konusu yeniden gündeme getiriliyor. Böylesi bir durumda, Karpaz olmadan Kıbrıslı Rumlar aleyhinde dengesiz olacak kıyı boylarının konusu da çözümlenecek.

 

Ekonomi konusunda ciddi anlaşmazlıklar yoktur. Kıbrıs’ın Eurozone’a üye olması, anlaşmazlıklara çok fazla marj bırakmamaktadır, çünkü esas konulara Brüksel’de karar veriliyor.

 

Garantiler konusunda ise garantilerin kaldırılmasının zor hatta imkansız olduğu ancak iki tarafı da memnun edebilecek bazı düzenlemeler konusunda belirtiler vardır.

 

Dönüm Noktaları

 

Yabancı faktör, momentum kaybedilmeden yılın değerlendirilmesi konusunda baskı yapsa da, müzakerelerde dokuz ayında sağlanan ilerleme, Kıbrıs sorununun görüşüldüğü 35 yılda sadece anlaşılmış metinlerin iki paragrafı (Makarios-Denktaş ve Kiprianu-Denktaş) olduğu göz önünde bulundurulursa, hiç de önemsiz değildir. Kesin olarak söylemek gerekirse, iki lider çözüm bulmaya kararlı bir şekilde, ilk kez Kıbrıs sorununda gerçek müzakereler yapılıyor.

 

Sonuca varılacağı yönünde iyimser yapan kalite farkı da budur, ancak öte yandan zorlukların ve konuların karmaşıklığının da küçümsenmemesi gerekmektedir.

 

Müzakerelerin ikinci turu Haziran ayında başlayacak ve Ağustos’a kadar devam edecek. Liderler ve yardımcıları bütün konuların üzerinden bir daha geçecekler ve daha fazla görüş birliği için çaba sarf edecekler. Bu aşamada, Aleksander Downer’ın ve fikir ve önerilerle katkıda bulunacak BM teknokratlarının varlığı daha yoğun olacaktır. Şu ana kadar olan katkıları olumlu ve tamamen yardım edici olarak değerlendirilmektedir. Bu aşamada askıda olan birçok konunun kapanacağı ve daha zorların al ver sürecine havale edileceği ümit edilmektedir.

 

Yeni şafak gazetesine göre Talat’ın Davutoğlu ile geçtiğimiz günlerde gerçekleştiği görüşmede, Kıbrıslı Türk lider, Türkiye Dışişleri Bakanına, yürütülmekte olan müzakerelerde Ağustos ayında ilk iki turun tamamlanıp al ver sürecinin başlanmasını, yılın sonuna kadar da müzakerelerin tamamlanmasını amaçlandığı konusunda bilgi verdi. Aynı zamanda yılın sonuna kadar ya da 2010   yılının başlarında bir referanduma gitmeyi amaçlıyorlar.

 

Sürecin hızlanması

 

Süreçte müzakereler liderlerin görüşmesinden çok daha sık bir şekilde yapılmaktadır. BM’nin istediği ara ve Orams kararının yan etkilerinin dolayı var olan çemberin ardından, müzakerelerin yoğunlaşmasına karar verildi. Danışmanları Yakovu ve Nami, gün aşırı öz üzerinde müzakere yapıyorlar.

 

BM’nin de bilgi sahibi olduğu hali hazırda onlarca anlaşma belgesi vardır. Bu belgeler çözüm planının iskeletini oluşturmaktadır. Yeni plan, bütün diğer öncekilerin aksine, BM teknokratlarının yardımıyla bizzat Kıbrıslılar tarafından yazılmaktadır. Anlaşmaya varılan noktalar planın bünyesine katılıyor ve geriye kalan boşluklar al-ver sürecinde tamamlanacak. Nihai metin, anlaşmaya varılanların toplamı olacak ve iki liderin imzasını taşıyacak.

 

Takvimlerle ilgili olarak, Kıbrıs Rum tarafı bunları kesin bir şekilde reddetse de, gerçekte dönüm noktaları olduğunu kabul etti:

  • 10. Protokolün Türkiye tarafından uygulanmasının AB tarafından değerlendirilmesi.
  • Mehmet Ali Talat’ın görev süresinin sona ermesi ve seçimleri kaybetme olasılığı.

Yakovu ve Nami’nin hali hazırda üzerinde yoğun bir şekilde çalıştıkları ekonomi başlığının görüşülmesinin bir-iki görüşme sonra tamamlanması beklenmektedir. Garantiler ve toprak konularında da birkaç görüşme olacak ve bu görüşmelerde sadece tezler kaydedilecek, çünkü bu konular müzakerelerin sonunda kapanacak. Bütün konuların bir kez ele alınmasının Haziran ayı sonunda tamamlanması beklenmektedir.


Makarios Drusiotis

Πολίτης

10/05/2009