Greek

Greek

English

English

Turkish

Turkish

Tuesday, 7 July 2020

Ana sayfa

Contact Us Home
Collection of articles in Turkish
Alfadi Publications

On-Line Αγορές - On-Line Sales

New York’ta gayri resmi zirve


Birleşmiş Millletler, müzakere sürecine ivme kazandırmak amacıyla BM Genel Kurulu toplantısı   çerçevesinde New York’ta Kıbrıs sorununa ilişkin gayri resmi bir zirve yapılmasını planlıyor.

 

Cumhurbaşkanı Hristofyas, Eylül ayı sonlarında, Genel Kurul toplantısında bir konuşma yapmak amacıyla New York’ta olacak. Aynı dönemde Kıbrıs sorununa bir şekilde bulaşmış olan tüm devletlerin liderleri ve Dışişleri Bakanları da BM binasında bulunacaklar.

Politis gazetesinin elde ettiği bilgilere göre Ban Ki Moon, Cumhurbaşkanı Hristofyas’ın New York’ta olacağı günlerde Mehmet Ali Talat ile New York’ta görüşmek için kendisine bir davet gönderecek. Tüm devlet liderlerine protokol gereği ayırdığı on beş dakikalık   görüşmenin ötesinde Genel Sekreter, Cumhurbaşkanı Hristofyas ile de çalışma toplantısı gerçekleştirecek. Öte yandan BM’nin programında Ban Ki Moon’un Hristofyas ve Talat ile ilk ortak görüşmesi de bulunuyor.

 

Politis gazetesinin elde ettiği bilgilere göre uluslararası toplum (İsveç Dönem Başkanlığı aracılığıyla görüşmelerde daha aktif rol oynamaya çalışan AB de dahil olmak üzere) Kıbrıs sorunundaki tüm başrol oyuncularının New York’ta bir araya gelme konjonktüründen faydalanarak, sonbaharda yapılması programlanan üçüncü ve nihai tur ışığında çözüm perspektifine dinamizm katmaya çalışacak.

 

Önemli konular Eylül ayında

 

Eylül ayı, müzakere sürecini belirleyecek ay olarak kabul ediliyor. Hali hazırda yapılan açıklama doğrultusunda önümüzdeki Perşembe günü Güvenlik ve Garantilerle ilgili son başlık görüşülmeye başlayacak. Bu başlıkta sadece her iki tarafın görüşlerinin kaydedilmesi bekleniyor, öte yandan özlü tartışma görüşmelerin sonunda yapılacak. Daha sonra görüşmelerin ikinci turu başlayacak. Muhtemelen bu, Ağustos ayındaki tatilden önce olacak. Burada var olan anlaşmazlıkların giderilmesine çalışılacak. Mehmet Ali Talat’ın yaptığı açıklamalara göre meselelerin %80’inde hali hazırda uzlaşmaya varılmıştır ve ikinci turda geriye kalan %20’lik bölüm için anlaşmaya varılması için çaba sarf edilecek. Bu açıklamayı gündemine getirdiğimiz bir hükümet kaynağı bize, görüş birliklerinin oranının hiçbir önemi olmadığını, çünkü meselelerin nicelik değil, nitelik açısından önemli olduğunu söyledi. Müzakerelerin nitelik unsurlarında da ciddi görüş ayrılıkları var.

 

ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mathew Bryza’nın kısa süre önce Kıbrıs’a gerçekleştirdiği ziyaret sırasında   her iki liderle de yaptığı görüşmelerden sonraki değerlendirmesi şu şekildeydi:

 

‘İki tarafın, devletin devam etmesi konusunda, federal devletin planlanması konusunda ve oluşturucu devletçiklerin, azınlık ve çoğunluk haklarına saygı duyacak bir siyasi iktidar dengesinin olacağını nasıl garanti edeceği konusunda farklı görüşleri var’.

 

Bu farklı felsefeler aşağıdakilerle ilgilidir:

•  Devletçiklerin, merkezi hükümetle ve dış dünya ile ilişkileri.

• Federal devletin, kurumların ve örgütlerinin çeşitli organlarına katılım oranları.

• Siyasi eşitliğin ve karar alma merkezlerine etkin katılımın yorumlanma şekli.

• Her iki tarafın da Annan Planından daha iyi bir şey istedikleri toprak konusu. Kıbrıs Rum tarafı Karpaz’ı, Türk tarafı da Güzelyurt’u istiyor.

•İlk söze kimin sahip olacağına ilişkin olarak mülkiyet konusu. Yasal mal sahibi mi yoksa bugünkü kullanıcısı mı?

• Her yönetimde etnik çoğunluğu sağlama alma yöntemi.

 

Bu meseleler, çok zordur, ancak giderilmesi imkansız değildir. Başkanlık Sarayından bir kaynak Politis gazetesine yaptığı açıklamada ‘eğer bu başlıca meselelerde görüş birliğine varılırsa, o zaman çözüme yakın olduğumuzu söyleyebileceğiz’ dedi.

 

Aynı kaynağa göre diğer tarafın niyetlerinin netlik kazanacağı dönüm noktası Eylül-Ekim aylarıdır. Yani görüşmelerin ikinci turu. Aynı kaynak, ‘eğer büyük meselelerde görüş birliğine varılamazsa, son tura giremeyiz’ dedi.

 

Kabul edilen zorluklara rağmen uluslararası toplum karşılıklı tavizlerin olacağını umut ediyor, çünkü çıkmaz herkes için felaket olacak. Amerika Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı, Kıbrıs ziyaretinin tamamlanmasının hemen ardından Zaman gazetesinden bir grup Türk gazeteciye yaptığı açıklamada, ABD’nin ‘Eylül ayının sonlarında önemli gelişmeler olmasını’ umduğunu söyledi ve Kıbrıs sorununun ‘herkesin, yani uluslararası toplumun, ABD’nin ve AB’nin, ancak öncelikle de bizzat tarafların katkısıyla olumlu bir yörüngede bulunduğunu’ belirtti.

 

 

Aralık ayı konjonktür

 

Uluslararası toplum (öncelikle AB ve ABD) bu fırsatın kaçırılmasına izin vermemeye kararlıdırlar, çünkü Hristofyas ve Talat’ın başaramamaları halinde Kıbrıs sorununda uzlaşmaya varılmış bir çözümü imkansız hale getirecek karmaşalar olacak. ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Matt Bryza ‘Kıbrıs sorununun çözümü konusunda özel bir fırsat var ve uluslararası toplum bunun kaçırılmayacağını sağlama almak istiyor’ dedi.

 

Bu fırsat, Türkiye’nin liman ve havaalanlarını Kıbrıs’a açma konusunda üstlenmiş olduğu yükümlülüğü yerine getirip getirmediğinin AB tarafından değerlendirileceği yıl sonuna kadarki takvimi de belirliyor. Bryza Zaman gazetesine yaptığı açıklamada Aralık ayındaki değerlendirmeyi yorumlayarak, ‘Türkiye’nin AB üyelik perspektifinin büyük bir bölümü Kıbrıs konusuna bağlıdır’ dedi ve şöyle devam etti: ‘Türkiye limanlarını ve havaalanlarını Kıbrıs gemilerine ve uçaklarına açma yükümlülüğünü yerine getirmelidir. Ayrıca Türkiye’nin bütün bu meselelerin Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümü çerçevesinde ele alındığını garanti altına almak istediğini de anlamamız gerekmektedir. BM’nin arabuluculuğunda Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin yapılan müzakerelerde ilerleme kaydedildiğini ummak için bir nedenimiz var’.

 

Yabancılar perde gerisinde

 

Bu kez 2004’ün tersine dış dünyadan daha az gözle görülür müdahaleler yapılacak. Herhangi bir anlaşmanın, müzakere sonucu olmasının, ayrıca liderlerin imzasını taşımasının ve tam desteğini almasının gerekli olduğu düşünülüyor.

 

Matt Bryza Lefkoşa’da yaptığı açıklamada ‘Kıbrıslılarla, iki toplumun liderleriyle, dıştan yardım almadan masada bulunan fikirleri planladıkları noktada daha önce hiç bulunmamıştık’ dedi, öte yandan Zaman gazetesine ise, çözümün Adada yaşayan insanları tatmin etmesi gerektiğini söyledi.

 

Amerikalı diplomat Zaman gazetesine şunları söyledi: ‘Liderler, etkili bir şeyi kabul etmeye mecbur, çünkü yine referandumlar olacak. Sonuç olarak taraflar ya lehte ya da aleyhte oy verecekler. Yani çözümle ne kadar tatmin oldukları doğrultusunda oy verecekler’.

 

Hristofyas, diğer tarafça daha fazla esneklik sergilenebilmesi için, bu gerçeğin yabancı aktörler tarafından kabul edilmesinden ve uluslararası toplum ile Türkiye’nin AB’den dolayı çözüme duydukları büyük ihtiyaçtan medet umuyor.

 

Yabancı aktörler gösterdiği ileri görüşlülüğe rağmen,   liderlerin çözüm felsefesinde temel farklılıkları olmaması koşuluyla, uzlaşmazlıkları giderebilecek fikirler ve alternatif önerilerle katkıda bulunacak. BM’nin Başkan ve Başkan Yardımcısının seçilmesi konusunda hizmet satın aldığı yabancı teknokratın yaptığı öneri, buna örnektir.

 

Bu öneriyi Talat, Halkın Sesi gazetecileriyle yaptığı toplantıda açıkladı ve geçtiğimiz hafta Politis gazetesi de bunu yayınladı. Bu formüle göre:

 

İki toplum ilk   turda Başkan ve Başkan yardımcısına ayrı ayrı oy versinler ve daha sonra iki toplumda ilk iki sırayı kazanan iki kişi arasında ortak oylama yapılsın. Bu şekilde Başkan olma sırası Kıbrıslı Türk’e geldiği zaman, Kıbrıslı Rumların da oyu sayılsın, ya da tam tersi... Bu, bir Başkanın seçilebilmesi için, her iki toplumun da seçmenlerini aynı ölçüde dikkate alması gerekeceği anlamına gelmektedir. Dolayısıyla bir toplumun Başkanı olarak diğer toplumun aleyhinde yönetemeyecek, tüm Kıbrıslıların Başkanı olarak yönetmek zorunda kalacak. Böyle bir formülle, nüfusun %10’u, ki bu Kıbrıslı Türklerin %50’sidir, tüm ülkenin Başkan veya Başkan Yardımcısını seçemeyecek.

 

İlginç yanı, Talat’ın Politis gazetesinde yayınlanan açıklamalarında bu formülü kabul etmiş olmasıdır. Öte yandan Cumhurbaşkanı Hristofyas’ın görüşmelerdeki danışmanı Toumazos Çelebis, Astra kanalına yaptığı açıklamada, ‘Sayın Talat’ın böyle bir düzenlemeyi kabul ediyor olması bizim için yeni bir bilgidir’ dedi.

 

Benzer çözümler tüm meselelerde bulunabilir, çözümün felsefesinde ciddi uzlaşmazlıkların olmayacağı kaydıyla... Annan Planı her ne kadar şeytanlaştırılmış olsa da, bugün aşılmaz olarak görülen ve müzakere masasında referans konusu olarak bekleyen birçok meseleye çözüm sunuyordu.

 

Türkiye Milli Güvenlik Kurulu, kısa süre önce Kıbrıs sorunuyla ilgili kararında, tüm ilgili tarafların ‘BM parametrelerine ve sürecine saygı göstermesi gerektiğini’ söyledi. Kıbrıs Rum tarafınca, BM kararları tarafından anlatıldığı şekliyle siyasi eşitliğin kabul edildiği vurgulanıyor.

 

Eğer BM parametreleri ve ilgili kararlar ortak zeminse, o zaman bu yorumlama meselesidir. Eğer taraflar bunu doğru bir şekilde yapamıyorlarsa, bunu onların adına BM’nin yapması beklenir.


Makarios Drusiotis

Politis

05/07/2009

© Copyright: Makarios Drusiotis  |  Journalist, Writer

Top Back Ευκολη Εκτύπωση Contact Us Home